Binali Yıldırım’dan YSK’nın gerekçeli kararı sonrası ilk açıklama!

Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, katıldığı canlı yayında açıklamalarda bulundu. Yıldırım, YSK’nın gerekçeli kararına ilişkin “Oyların çalındığı meselesi, gerekçeli kararda bir tarafın söylemini yazacak halleri yok. Biz bunu halk diliyle söylüyoruz.

Bu oylar çalınmasaydı 29 bin 400 olarak açıklanan fark 13 bin 700 seviyesine nasıl düştü buna bakmamız lazım durup dururken mi düştü?” dedi
Binali Yıldırım’ın açıklamalarından satır başları:

Hukukça arkadaşlarımız inceliyorlar. Bizim zaten itirazlarımızın içinde 19 tane konu vardı. Bunların 2 tanesini bu itirazı ciddi görerek seçimin tekrarlanmasına karar verdi YSK. Bu konunun ilki sandık kurullarının yasaya uygun olarak teşkil edilmemesi.

Bu tek başına yetmiyor, bu sandık kurullarında görevli başkan ve üye olabilir, o sandıkta yapılan işlemlerin seçim sonucunu değiştirecek nitelikte olup olmadığına bakılıyor. Bu iki uygunsuzluk, kanunsuzluk hali birlikte olmuşsa seçimi yenilemeye gerekçe olarak YSK karar veriyor.

Karar bu şekilde verilmişti. Muhtemelen geniş gerekçeli kararda da buna ait detayları göreceğiz. Memur olacak vs. birtakım vasıfları var, onlara uymayan görevliler olmuş.

Esasında bu kanuna uymayan bir husus ama.YSK bunu yeterli görmüyor, diyor ki, ‘bunların görevli olduğu sandıklara git bak, oradaki oy sayımı, evraklar düzgün hazırlanmışsa, seçim sonucunu değiştirmiyorsa kanunsuzluğu görmezden gelirim, eğer değil buradaki oylar işlemler seçim sonucunu değiştirecek nitelikte ise o zaman seçimin yenilenmesine karar veririm’. Gerek ve yeter şartın birlikte oluşması lazım.

“ARADAKİ FARK 29 BİNDEN 13 BİNLERE DÜŞÜYOR! NORMAL Mİ?”

Gerekçeli kararda oylar çalındı diye bir tarafın söylemini yazacak halleri yok. Biz bunu halk diliyle söylüyoruz. Peki bu oylar çalınmasaydı 29 bin 400 olarak açıklanan fark 13 bin 700 seviyesine nasıl düştü? Buna bakmamız lazım. Niye düştü? Vatandaşlarıma buradan sesleniyorum, iki aday var, iki aday arasındaki oy farkı binde 1,5 buçuk, yüzde demiyorum. Gerçi YSK 13 bin 740 diye geçmiş. Normal şartlarda bırakın çalındı, çalınmadı muhabbetini. Birbirine yakın. Açıyoruz, sayım yaptığımızda düzeltmeler oluyor, geçersizler geçerli hale geliyor. Her iki adayın da ya oy kaybetmesi, ya da kazanması lazım. 4 milyon 150 bin civarında oy almış iki aday. Bizimki aradaki fark bizim lehimize yarı yarıya azalıyor. 29 binden 13 binlere düşüyor.

“SANDIKTA İKİ TANE PUSULA VERİP BİR TANESİ VERİLMEMİŞ”

Çalınmasaydı daha fazla olacaktı. 80 bin oy fazla almışım, ilçe belediye başkanlığından. Çalınmasaydı 100-120 bin fazla alacaktım. O gün beni sürekli aradı insanlar. ‘Bize iki tane oy pusulası veriliyor, üçüncü oy pusulasını istediğimiz zaman bazıları verdi bazıları da bitti’ diyor. Seçimin ortasında oy pusalası biter mi? Beni kim arar? Bana oy pusulası verilmiyor diye. Beni arayan herhalde benim oyumun sandığa gitmediğinden endişe duyan insanlar arıyor. Ben bunun önemli sayıda olduğunu düşünüyorum. Bunu destekleyen başka şeyler de var.

“KADIKÖY’DE SEÇMEN AĞIRLIĞI CHP, BAĞCILAR’DA AK PARTİ’DİR”

Bizim hangi sandıkta, hangi mahallede, hangi seçmenlerin ağırlıklı olduğu bellidir. Seçmen kümelenmesi var. Mesela Kadıköy’deki seçmenlerin ağırlıkla CHP’ye oy verdiğini buna karşın Bağcılar’da ağırlıklı olarak AK Parti’ye oy verdiğini biliyoruz. Bana gelen telefonlar AK Partili seçmenlerin ağırlıklı olduğu yerler. Seçim esnasında ‘Bana iki tane pusula verildi’ deniyor. Herkesin sandık başında farklı görevi var. Kimisi pusulaları veriyor, kimisi imzaları kontrol ediyor. Kimisi kimlikleri kontrol ediyor. Bunu birisi kafasına koymuşsa farkedilmesi zordur. Fark edilirse ‘pardon’ der kağıdı uzatır, farketmedin mi gitti…

Bilim insanları suda çözünen veriler geliştirdi..

Bilim insanları, nöronların çalışma prensibini kopyalayarak, içinden geçen elektriğin yönünü hatırlayarak veri depolayan ve suda çözünebilen cihazlar geliştirdi. Detaylar haberimizde.Nöronlar belirli düzenler içinde, belirli bir sıklıkla harekete geçerek bizlere hafıza denilen büyüleyici yeteniği sunuyorlar. Bilim insanları, nöronların çalışma prensibini kopyalayarak, içinden geçen elektriğin yönünü hatırlayarak veri depolayan ve suda çözünebilen cihazlar geliştirmeyi başardı.

Yapay sinir ağları, kompakt ve etkili elektronik cihazların kapısını açabilir. Bu sistemi kopyalamanın bir yöntemi de memristörler geliştirmek. Memristörler, içinden geçen elektrik akımının yönünü ‘hafızasında tutabilen’ cihazlar olarak tanımlanıyor. Geçtiğimiz 10 yıl içinde araştırmacılar memristör geliştirme konusunda belirli bir aşama kaydettiler ancak en son gelişme, suda çözülebilen memristörleri mümkün kılıyor.

Bu sayede daha çevre dostu elektrikli cihazların geliştirilmesi ve değerli bilgilerin yanlış ellere geçmesinin engellenmesi amaçlanıyor.
Xidian Üniversitesi Gelişmiş Malzeme ve Nanoteknoloji Bölümünden araştırmacı Hong Wang “Fiziksel olarak yok olabilen geçici malzemeleri memristör cihazının içinde birleştirmek, güvenli depolama uygulamalarına erişmek için etkili bir yöntem olabilir. Örneğin; bilgi güvenliğinin ciddi bir tehlikede olduğunu düşündüğünüzde bu depolama cihazını suyun içine atabilirsiniz. Bu, özellikle askeri uygulamalarda büyük bir değer taşıyabilir.” diyor.

OPPO ve Nokia iş birliği yapacak

Piyasada kendisi için önemli bir yer bulmayı başaran Nokia, Oppo ile birlik olacak gibi görünüyor. Her iki cep telefonu üreticisinin önemli bazı detaylarla bir araya geleceğine kesin gözü ile bakılıyor.Oppo firması, akıllı telefon pazarında, son dönemlerin parlayan yıldızları arasında yer alıyor. Ülkemizde fiyatı biraz pahalı olsa da, sunmuş olduğu teknoloji ile kullanıcılar tarafından kabul görüyor. Oppo, bir dönemlerin en büyük cep telefonu üreticisi olan Nokia ile masaya oturdu ve bazı özellikleri satın aldı.

Finlandiya merkezli şirket Nokia, gelişmiş kamera ve ses teknolojisi üreten OZO markasını kullanarak iş birliklerine devam ediyor. Tekrar piyasaya dönmek isteyen şirket elindeki tüm kozları kullanıyor. Devrim niteliğindeki birçok özellik ile sunulan yeni Oppo Reno, OZO’nun ses kayıt ve ses sistemi teknolojisine sahip olduğu ortaya çıktı. Oppo tarafından yeni sunulan Reno ve 10X ismindeki cep telefonu modellerinde Nokia ses sistemi kullanıldığı ifade ediliyor.

Samsung ilginç televizyon The Sero

Samsung, ürün gamına ilginç bir televizyon modeli daha ekledi. Yeni nesil için tasarlanan ‘The Sero’ ile ilgili detaylar haberimizde.Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung, yeni nesil için tasarladığını ifade ettiği yeni TV modeli ‘The Sero’ ile karşımıza çıkıyor. Alışık olmadığımız bir tasarımı benimseyen model oldukça dikkat çekiyor.Bilindiği üzere TV üreticilerinin önde gelen isimlerinden biri de Güney Kore merkezli teknoloji devi Samsung. Son zamanlarda yenilikçi modelleri ile dikkatleri üzerine çeken firmanın, The Serif ve Frame TV gibi modelleri için, yenilikçi akımının en güzel iki örneği olduğunu söyleyebiliriz.

Samsun şimdi de The Sero isimli sıradışı TV modeli ile karşımıza çıkıyor. Ancak bu yeni modelin, daha önce gördüğümüz diğer modellere pek de benzemediğini söyleyebiliriz. Hiç alışık olmadığımız bir yapıda tasarlanan model, dikey olarak da kullanılabiliyor. The Sero, yatay ve dikey geçişlerini kendisi sağlayabiliyor, bu da televizyonun daha kullanışlı olmasına olanak tanıyor. Daha önce sunulmamış bir deneyim sunan TV, dikey olarak çekilmiş videoları (YouTube, cep telefonu ile çektiğiniz videolar, vs) kayıpsız olarak izleme imkanı sunuyor. Model, bu açıdan “yeni nesil düşünülerek tasarlandı” ibaresi ile sunuluyor.Bugün Güney Kore’nin başkenti Seul’de bir mağaza açan Samsung, televizyonu ilk olarak burada duyurdu. İlk olarak Güney Kore’de satışa sunulacak modelin resmi satış tarihi de açıklandı. Mayıs ayının sonlarında satışa çıkacak olan Samsung The Sero’nun fiyatı ise 1.600 dolar. Samsung’un The Sero’yu dış pazara sürüp sürmeyeceği ise henüz netlik kazanmış değil, ancak ayrıntılar geldikçe siz değerli okuyucularımız ile paylaşmaya devam edeceğiz.

Meyve Suyu ihracatında tam 250 milyon dolar.

Meyve Suyu Endüstrisi Derneği’nden (MEYED) yapılan açıklamaya göre, tarım üreticilerinden yılda 1 milyon ton ürün satın alan ve bunu katma değerli ürüne dönüştüren meyve suyu endüstrisi, düzenli bir şekilde yüzde 90 ve üzeri seviyede ihracat fazlası üretiyor.

Türkiye meyve suyu endüstrisinin 2017’de yaklaşık 216 milyon dolar olarak gerçekleşen ihracatı, geçen yılın 11 ayında ilk belirlemelere göre çeyrek milyar doları aşarak 254,5 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.

Açıklamada görüşlerine yer verilen MEYED Genel Sekreteri İpek İşbitiren, 1993 yılında kurulan MEYED’in, 46 üyesi ile meyve suyu endüstrisi geneline yayılan bir temsil şemsiyesi oluşturduğunu bildirdi.

İnsan beslenmesi açısından yarar sağlayan meyve suyunun, aynı zamanda ekonomiye ve tarıma da yarar sağladığını belirten İşbitiren, “2017 yılında 215,9 milyon dolar ihracat gerçekleştiren endüstrimiz, geçen yıl yaklaşık yüzde 18 oranında ihracat büyümesine imza atarak 254,5 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Bu yıl itibarıyla çeyrek milyar dolar mertebesinin üzerine çıkan meyve suyu ihracatı, düzenli bir şekilde yüzde 90’ı aşan oranda dış ticaret fazlası üretmektedir.” ifadelerini kullandı.

“1 milyon ton meyve alıyor, 1 milyon kişiye iş sağlıyor”

İpek İşbitiren, Türkiye’nin yıllık meyve üretiminin yaklaşık 20 milyon ton olarak gerçekleştiğini aktararak, “Endüstrimiz, meyve üretiminin yaklaşık 1 milyon tonunu ham madde olarak kullanıyor. Meyve suyu, işlenen meyvenin türüne göre, meyveye oranla 4 kata kadar katma değer sağlanabilen bir ihracat ürünüdür. Endüstrimizin bu yüksek katma değer çarpanı sayesinde sağladığı istihdam 1 milyon kişiye yaklaşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel meyve suyu pazarının, yaklaşık 11,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini belirten İşbitiren, şunları kaydetti:

“Türk meyve suları, Amerika’dan Hindistan’a, AB ülkelerinden Uzak Doğu’ya 100’ün üzerinde ülkeye ihraç ediliyor. Türkiye, küresel trendlerle uyum gösteren kaliteli ürünleri ve ürün çeşitliği ile ihracat pazarlarında gücünü giderek artır

Türkiye’den Çin ve Katar hamlesi!

Türkiye, geçen yıl Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşırken, Mecliste onaylanan 30 uluslararası anlaşmayla da yeni rekorların kapısı aralandı. Yasalardan ikisiyle Çin ile imzalanan anlaşmalar onaylandı. Yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasını kapsayan anlaşmalarla, Türkiye ve Çin arasında 26 milyar doları bulan ticaret hacminin, kısa sürede 50 milyar doları bulması bekleniyor

Türkiye, geçen yıl Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamına ulaşırken, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) onaylanan 30 uluslararası anlaşmayla yeni rekorlar i çin de altyapı hazırlandı. Üç kıtadan ülkelerle imzalanan anlaşmaların onaylanmasıyla ticaretten savunmaya, teknolojiden ulaştırmaya kadar birçok alanda ekonomik iş birliklerinin önü açıldı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, TBMM’de geçen yıl 19 ülke ve 2 uluslararası örgütle imzalanmış anlaşmaların onaylanmasına ilişkin 30 tasarı kanunlaştırıldı. Çoğunluğu Afrika olmak üzere, Avrupa ve Asya’dan ülkelerle yapılan anlaşmaların büyük kısmını ticaretten savunmaya, teknolojiden ulaştırmaya kadar farklı sektörlerde ekonomik iş birlikleri oluşturdu.

Onaylanan anlaşmalarda ticaretin artırılması, yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması, ithalat ve ihracatı hızlandırmaya yönelik önlemlerin alınması, çifte vergilendirmeyi önleme, vergi kaçakçılığını engelleme, savunma sanayisi ve bilimsel iş birliğini geliştirme, teknoloji bankası kurulması, yolcu ve eşyanın kara yoluyla uluslararası taşınması, deniz ve hava ulaştırma ile gümrük konularında karşılıklı yardımlaşma gibi konular yer aldı.

Çıkarılan kanunların bazılarını ülkelerle askeri, güvenlik, göç, eğitim, kültür, stratejik ortaklık ve dostluk alanlarındaki anlaşmalar, bazılarını da Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) gibi teşkilatlarla mutabakatlar oluşturdu.

ÇİN VE KATAR İLE YENİ İŞ BİRLİKLERİ YOLDA

Yasalardan ikisiyle Çin ile imzalanan anlaşmalar onaylandı. Yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasını kapsayan anlaşmalarla, Türkiye ve Çin arasında 26 milyar doları bulan ticaret hacminin, kısa sürede 50 milyar doları geçmesini sağlayacak sürecin de önü açılıyor. Ticari ilişkilerin yanında diğer alanlarda da görüşmeler yapan iki ülke, karşılıklı kültür merkezlerinin kurulması dahil, çeşitli konularda iş birliğini artırmayı hedefliyor.

Türkiye ve Katar arasında ekonomiden diplomasiye, eğitimden sağlığa kadar her alanda sıcak ilişkiler sürerken, geçen yıl imzalanan 3 anlaşmayla iş birliği pekiştirildi. Katar ile gelir üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmeyi önleme ve vergi kaçakçılığına engel olma, deniz taşımacılığı ve eğitim alanında iş birliği anlaşması imzalayan Türkiye, 1,7 milyar doları bulan ticaret hacminin atılacak yeni adım ve kurulacak bağlantılarla artırılmasını amaçlıyor.

Yeni anlaşmaların devreye girdiği ülkelerden biri de Bosna-Hersek. Ülkenin Bakanlar Konseyi ile geçen yıl bilim ve teknolojide iş birliği, yolcu ve eşyanın kara yoluyla uluslararası taşınmasına ilişkin anlaşmaları imzalayan Türkiye, 800 milyon dolara dayanan ticaret hacmini kısa sürede 1 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

Balkan ülkeleriyle güçlü ilişkilerine yüksek ticaret hacmini eklemeyi öngören Türkiye, geçen yıl Karadağ ile imzalanan gümrük konularında karşılıklı yardım anlaşmasıyla da ticarette yeni kapılar aralanmasının önünü açtı.

AFRİKA ÜLKELERİYLE SAVUNMA SANAYİSİ İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMALARI

Türkiye, sadece yakın coğrafyadaki ülkelerle değil, uzak bölgelerdeki ülkelerle de iş birliği anlaşmaları imzalayarak, yeni pazarlarla ilişkilerini güçlendirme adımları attı. Bu anlaşmalarda savunma sanayisi öne çıktı. 15 yıl önce savunma sanayisindeki yerlilik oranı yüzde 20’ler seviyesinde olan Türkiye, yerli ve milli atılımla bu oranı yüzde 65’in üzerine çıkarmıştı. Geliştirdiği savunma sanayisi ürünlerini yurt dışına da satmaya başlayan Türkiye, bu konuda imzaladığı anlaşmalarla ticaret ağını genişletti. Bu kapsamda, Nijer, Cibuti ve Ruanda ile imzalanan iş birliği anlaşmaları Meclisten onay aldı.

Bangladeş ile imzalanan “Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması” ile 1,1 milyar dolar düzeyindeki iki ülke ticaret hacminin 2020 sonuna kadar 2 milyar dolara ulaşması hedefinde de yol alınacak.

Haritada birçok kişinin yerini bulmakta zorlanacağı ülkelerle iş birliği anlaşmaları geçen yıl Meclis gündemine geldi. Namibya ile ilişkilere yeni bir boyut getirecek ticaret ve ekonomik iş birliği anlaşması, yeni pazar arayışlarında önemli adımlardan biri olarak dikkati çekti.

– Uluslararası teşkilatlarla ekonomik anlaşmalar

Ülkelerle yapılan anlaşmaların yanı sıra uluslararası teşkilatlarla varılan mutabakatlar da Meclis gündemine geldi. Geçen yıl onaylanan anlaşmalar arasında BM ile yapılan iş birliği de yer aldı. Türkiye ve BM arasında, sayıları 47’yi bulan “En Az Gelişmiş Ülkeler (EAGÜ) İçin Teknoloji Bankası Kurulması”na yönelik anlaşmayla söz konusu ülkelerin bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarındaki kapasitelerini güçlendirme yönündeki küresel çabaların geliştirilmesi hedeflendi. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Marmara Teknokent tesislerinde kurulması kararlaştırılan teknoloji bankasının, ileri teknolojilere sahip ürün geliştirmeyi, uluslararası platformlarda faaliyet göstermeyi ve yabancı ortaklıklar kurarak Ar-Ge çalışmalarını uluslararası pazarlara taşımayı hedefleyen girişimcilere katkı sağlaması planlanıyor.

Türkiye, BM ile afet ve acil durum halinde yardım sevkiyatının ve yardım personeline ait eşyanın ithalat ve ihracatını hızlandırmaya yönelik önlemlerin alınmasına ilişkin anlaşmanın yanında, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile ev sahibi ülke anlaşmasına da imza atarak iş birliklerini güçlendirdi.

Söz konusu anlaşmalarla bir yandan dünyanın dört bir yanındaki ülkelerle bağını güçlendiren Türkiye, diğer yandan da ticari iş birlikleriyle ihracatta yeni rekorların kapısını aralamış oldu.

Bankada hesabı olanlar dikkat!

Bankada hesabı olanlar dikkat! Sınır değişti

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), mevduat ve katılım fonunun kabulüne, çekilmesine ve zaman aşımına uğrayan mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklara ilişkin esaslar yönetmeliğinde bazı değişiklikler yaptı.Yeni değişiklik ile bankaların bir takvim yılı içinde zaman aşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda mektupla uyarılmasına ilişkin sınır 50 TL`den 250 TL`ye yükseltildi.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan yönetmelikle söz konusu yönetmeliğin 4. maddesinde yapılan değişikliğe göre, kredi kuruluşlarınca hesap sahibinden alınacak onay ya da kanıtlanabilir ayrı bir talep olmaksızın hesap sahibi adına kredili hesap açılamayacak. Kredi kuruluşları hesap açılışı işlemlerinde; yönetmelikte belirlenen hususları içeren hesap cüzdanı düzenlemek zorunda olacak.

YATIRIM VEKALETİYLE KATILIM HESABI AÇILABİLECEK

Yönetmeliğin 6. maddesinde yapılan değişikliğe göre, katılma hesapları, kâr zarar ortaklığı sözleşmesine veya kamu kurum ve kuruluşları ile fonlar ve tüzel kişi müşterilerle akdedilecek yatırım vekâleti sözleşmesine dayalı olarak açılabilecek.
BDDK, yatırım vekâleti sözleşmesine dayalı olarak açılan katılma hesapları için yatırılabilecek asgari tutar veya katılma hesaplarının belli bir oranı şeklinde sınır tesis etmeye yetkili olacak. Yatırım vekâleti hesabı sahipleri, katılım bankasına sağladığı fonun kullanımına yönelik genel veya sınırlı yetkilendirmede bulunabilecek.

KATILIM BANKALARI KÂR DENGELEME REZERVİ AYIRABİLECEK

Katılım bankaları, katılma hesapları için dönem sonlarında dağıtacakları kârlardan, başka amaçlarla kullanılmaması ve bakiyenin nihai olarak fon havuzuna aktarılması şartıyla kâr dengeleme rezervi ayırabilecekler. Değişiklikle, katılım bankalarının, dağıtılacak kâr payı tutarlarında fon sahipleri lehine artırım yapmalarına imkân tanındı. Yapılacak artırım, kâr dengeleme rezervinin kullanımı veya süreklilik arz etmemek kaydıyla katılım bankasının kendi lehine tahakkuk eden kâr payından feragat etmesi şeklinde gerçekleşebilecek. Katılım bankaları, zarar ortaya çıkan dönemlerde katılım bankalarının fon sahipleri lehine zararları üstlenmeleri de mümkün olabilecek.

SINIR 250 TL’YE YÜKSELTİLDİ

Yönetmelik değişikliğiyle, bankaların bir takvim yılı içinde zaman aşımına uğrayan her türlü mevduat, katılım fonu, emanet ve alacakların hak sahiplerini, başvuruda bulunmadıkları takdirde hesaplarının Fona devredileceği hususunda mektupla uyarılmasına ilişkin sınır 50 TL’den 250 TL’ye yükseltildi.

Erdoğan: Stratejik ortaklık kararı aldık

Erdoğan: Stratejik ortaklık kararı aldık

Cumhurbaşkanı Erdoğan Gagavuzya’da halka hitap etti ve önemli açıklamalarda bulundu.Cumhurbaşkanı Erdoğan Gagavuzya’da halka hitap etti ve Moldova’yla stratejik ortaklık kararı aldıklarını söyledi.

Bugünlere kolay gelmedik. Bizden önceki devlet başkanlarının emekleriyle geldik. Öncelikle bizden önceki siyasetçilere şükran borcumuzu belirtmek isterim. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i anmadan olmaz. Moldova’nın toprak bütünlüğünün korunmasına önem veriyoruz.

1994’te Avrupa çatışma yaşarken sizler barış içinde yaşamayı tercih ettiniz. Geçen 24 yılda kendilerini idare etme başarısı gösteren siz soydaşlarımızı yürekten kutluyorum.

Dünyanın birçok yerinde etnik operasyonlar yapılıyor. Kültürel ırkçılık dünyanın dört bir yanında adeta bir veba salgını gibi yayılıyor. Moldova ile ilişkilerimizi stratejik ortaklık seviyesine yükseltme kararı aldık. Gelecek yıl Komrat’ta büyük bir eğitim kompleksi inşa etmek için gereken adımları atıyoruz, proje bitmek üzere. Sizlerden dilinize sahip çıkmanı istiyorum.

Türkiye ve CUmhurbaşkanından o ülkeye toma hediyesi

Türkiye’den Gagavuzya’ya güvenlik hediyesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan Gagavuz’da Erdoğan, Dodon ve Vlha ile ortak açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Gagauzya’da basın toplantısında konuştu. Erdoğan şunları söyledi:

16 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı dönemimden bir hasretim vardı. Siz soydaşlarımla hasbihal etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Moldova’nın toprak bütünlüğü bizim için hayati öneme sahiptir. Geçmişte olduğu gibi gelecekte de soydaşlarımızın yanında duracağız. Ancak bizim görmek istediğimiz Gagauzya’nın Moldova ile omuz omuza kalkınma çabalarını göstermesidir. TİKA başta olmak üzere resmi kurumlarımız, bakanlıklarımız pek çok projeye imza atacaktır. Moldova’nın kalkınması için elimizden gelen katkıyı yaptık. Bundan sonra da Moldova’nın ve Gagauzya’nın yanında olmaya devam edeceğiz.

İKİ TANE TOMA’YI BURAYA GETİRDİK

Bu tarihi ziyareti gerçekleştirdiği için sayın Cumhurbaşkanına teşekkür ediyorum. dün akşam İçişleri güvenlik meselesinden dolayı iki tane toma’yı buraya getirmiş oldu.”

Trump yine aynı.. Orduyu yığarım!

Trump yine aynı.. Orduyu yığarım!

ABD Başkanı Trump, Meksika’nın yasa dışı göçü durdurmaması durumunda, ülkesinin ordusunu sınıra yığacağını söyledi.ABD Başkanı seçilmeden önce Meksika sınırına duvar öreceğini ve parasını da güney komşusundan alacağını söyleyen Donald Trump, bu konudaki sert çıkışlarını bugün de sürdürdü.Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Meksika yönetimine yasa dışı göçü durdurma çağrısı yapan Trump; eğer göçmen akışı engellenmezse, sınıra orduyu yığacağını ifade etti.Trump, ülkesinin güney sınırını tamamen kapatabileceklerini de öne sürdü.

Trum’ın bu çıkışları her zaman aynı. Hiç değişmeden ve ruhsal sorunlarını çözüme kavuşturmadan abd yi yönetmeye devam ediyor ve hiç kimse bu duruma karşı bir uygulama yapmıyor.